background img

The New Stuff

obezite ciddiye alınması gereken bir hastalıktırOBEZITE CIDDIYE ALINMASI GEREKEN BIR HASTALIKTIR MEMORIAL SAGLIK GRUBU ANTALYA GENEL CERRAHI BOLUM BASKANI PROF. DR. ALIHAN GURKAN, OBEZITENIN ESTETIK BIR PROBLEM OLMADIGINI BELIRTEREK, "OBEZITE SON DERECE CIDDIYE ALINMASI ...
Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, obezitenin estetik bir problem olmadığını belirterek, "Obezite son derece ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Sadece etkileri ve yan etkileri değil, artış hızı da göz önüne alındığında tedavi edilmesi gerekli olan son derece önemli bir halk sağlığı problemidir" dedi.
Memorial Antalya Hastanesi Antalya'da görev yapan Aile hekimlerini Kanser cerrahisinde yenilikler ve obezite cerrahisi bilimsel gelişmeleri konusunda bilgilendirmek üzere bir seminer düzenledi. Akra Barut Otel'de düzenlenen seminere Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, Antalya Aile Hekimleri Derneği üyeleri doktorlar ve çok sayıda davetli katıldı.
MERTLİK BOZULDU
Seminerde konuşan Prof. Dr. Alihan Gürkan, vücut kitle endeksinin ortaya çıkmasından bu yana mertliğin bozulduğunu söyledi. Obezitenin bir estetik sorun olmadığını ciddiye alınması gereken bir halk sağlığı problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürkan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Eskiden hiç böyle şeyler yoktu. Güzel güzel kebaplarımızı yiyorduk. Biraz göbeğimiz oluyordu. 'Türk kası' diyor geçiyorduk. Ama şimdi öyle değil. Kilo ve boyunuza bakılıyor ortaya bir endeks çıkıyor. 30'un üzerindeyse obez, 35-39 arası ciddi obez, 40'tan sonra ise hastalık yapıcı obezden bahsediyoruz. Bu doğrudur. Obezite estetik bir problem değildir. Obezite son derece ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Sadece etkileri ve yan etkileri değil, artış hızı da göz önüne alındığında tedavi edilmesi gerekli olan son derece önemli bir halk sağlığı problemidir" dedi.
Şişmanlığın bir hastalık ve tedavisi edilmesi gerektiğini ifade eden Prof.Dr. Gürkan, obezitenin güçlü bir ölüm faktörü olduğunu kaydetti. Dünyada 300 milyondan fazla kişinin obezite ilemücadele ettiğini ve bu sayının 2030'lu yıllarda 500 milyona çıkacağını öngören Prof. Dr. Gürkan, teknoloji, şehir yaşamı ve hareketliliğin azalmasıyla birlikte obezitenin yükseldiğini kaydetti.
"OBEZ İNSANLARIN ÖMRÜ normal İNSANLARA GÖRE 10 YIL KISADIR"
İnsanlar kanser olduğu zaman hekime koştuklarını ama obezite oldukları zaman hekime danışmadıklarını ifade eden Prof. Dr. Gürkan, şunları söyledi:
"Obezite olan kişilerin ömrü normal insanlara göre ömrü 10 yıl kısadır. Bugün obezite ve sağlık problemlerimi insanların harcadığı para 2 trilyon dolar olduğunu biliyoruz. Morbid obezite hastalarının diyet spor yaşam değişimi ortadan kaldırılırsa bile en iyi kilo verme oranı yüzde 10'lar seviyesindedir. Yani yüzde 90'ı kilo veremiyor. Bu kişilerin mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Bunu da cerrahi olarak yapıyoruz. Obezite nedeniyle, diyabet, yüksek tansiyon, eklem ağrısı, uyku apnesi, reflü, psikiyatrik bozukluk, kolesterol rahatsızlıklarına yakalanıyorsunuz. Son zamanlarda obezite ile kanserle yakından ilişkili."
OBEZİTEDE CERRAHİ İLE BAŞLAMA YANLIŞI
Obezitede ilk tedavinin cerrahi olmadığının işaret eden Prof. Dr. Gürkan, "Obezitede cerrahiden başlama gibi bir yanlış var. Hastane olarak biz buna karşıyız. İlk önce hastayı endokrinoloji uzmanı, diyetisyen eşliğinde kilo kontrol merkezimizde kontrolden geçen bir kişiyi Ameliyat ediyoruz. Cerrahi asla obezitenin birinci basmak tedavisi değildir. Mide küçültme ameliyatları vücut kitle endeksi yüzde 40'ın üzerinde olan ve obezitenin yan etkilerine maruz kalan hastalar cerrahi yöntemi uyguluyoruz" ifadelerini kullandı.
"TÜP MİDE AMELİYATI MUTLAKA KAPALI YÖNTEMLE YAPILMALIDIR"
Türkiye'de en yaygın olarak tüp mide ameliyatının yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Gürkan, "Bu ameliyatı laparoskopik yöntemle yapıyoruz. Tüp mide ameliyatları mutlaka kapalı yöntemle yapılmalıdır. Tüp mide ameliyatlarının ardından bazı sıkıntılar yaşanabilir. Obezite problemdir. İnsanların ölüm riskini arttırır. Cerrahi asla birinci basamak tedavi değildir. Hastaların yüzdesi düşükte olsa onları diyete yönlendirmekle görevliyiz. İyi kliniklerde modern cerrahilerde operasyonun ardından sıkıntılar binde bir yaşanabilir" diye konuştu. Prof. Dr. Gürkan tüp mide ameliyatının 16 ile 65 yaş arasında yapıldığını aktaran Prof.Dr. Gürkan, obeziteyi önlemenin en önemli basamak olduğunu isöyledi. Prof.Dr. Gürkan, "Türkiye'de kadınlarda obezite yüzde 40, erkeklerde yüzde 25'lerde olduğunu biliyoruz. Ve bu sayı artıyor" dedi. Hastaları biz psikiyatristin onayı olmadan ameliyat yapmadıklarını belirten Prof.Dr. Gürkan, "Operasyonun ardından kalori alımını sınırlamazsanız mideniz genişleyecektir. Eski alışkanlığınıza devam ederse 2 yıl içinde genişleme oluyor ve eski kilosunu geçiyor. Kişi 'ben ameliyat olurum, ardından ne olursa yerim' bu yanlış bir kanı. Burada hastanın motive olması önemlidir" ifadelerini kullandı. Prof.Dr. Gürkan tüp mide ameliyatının 12 bin liralık bir maliyeti olduğunu da sözlerine ekledi.
Prof.Dr. Gürkan, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre Marmara ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sıkıntının olduğunu Akdeniz Bölgesi'nin ise biraz daha sağlıklı olduğunu ifade etti.
Kanser ameliyatlarında laporaskopik yöntemin uygulandığını kaydeden Prof.Dr. Gürkan, "Yemek borusu kanserlerinde yoğun bakım desteğinden dolayı ağır hastaları ameliyat yapabiliyoruz. Laporaskopi ile ameliyatın ardından hasta ikinci Gün Kemoterapiye başlanabiliyor. Mide kanserinde en etkin tedavi cerrahidir. Miden kanserindeki bütün tümörleri temizliyoruz. Sindirim sitemindeki en yaygın kanser kolon kanseridir. Akıllı ilaç ve etkin tedavi ile 15 yıl sonra kolon kanserine ameliyat yapmayı gerektirmeyecek. Kolon kanserini artık yüzde 90 seviyelerinde laparoskopi ile yapıyoruz. Karaciğere atlamış tümörlere eş zamanlı müdahale ediyoruz. Tüm kanserler içinde en kötü seyirlisi pankreas kanserdir. 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 5 seviyelerindedir. Troid kanseri cerrahisinde girişimsel radyoloji ile kitle çok kolay bulunuyor. Dünyada her 9 kadından biri meme kanseri riski altındadır" diye konuştu.(İHA)

Obezeti Hastalığı Hakkında Bilgi

obezite ciddiye alınması gereken bir hastalıktırOBEZITE CIDDIYE ALINMASI GEREKEN BIR HASTALIKTIR MEMORIAL SAGLIK GRUBU ANTALYA GENEL CERRAHI BOLUM BASKANI PROF. DR. ALIHAN GURKAN, OBEZITENIN ESTETIK BIR PROBLEM OLMADIGINI BELIRTEREK, "OBEZITE SON DERECE CIDDIYE ALINMASI ...
Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, obezitenin estetik bir problem olmadığını belirterek, "Obezite son derece ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Sadece etkileri ve yan etkileri değil, artış hızı da göz önüne alındığında tedavi edilmesi gerekli olan son derece önemli bir halk sağlığı problemidir" dedi.
Memorial Antalya Hastanesi Antalya'da görev yapan Aile hekimlerini Kanser cerrahisinde yenilikler ve obezite cerrahisi bilimsel gelişmeleri konusunda bilgilendirmek üzere bir seminer düzenledi. Akra Barut Otel'de düzenlenen seminere Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, Antalya Aile Hekimleri Derneği üyeleri doktorlar ve çok sayıda davetli katıldı.
MERTLİK BOZULDU
Seminerde konuşan Prof. Dr. Alihan Gürkan, vücut kitle endeksinin ortaya çıkmasından bu yana mertliğin bozulduğunu söyledi. Obezitenin bir estetik sorun olmadığını ciddiye alınması gereken bir halk sağlığı problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürkan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Eskiden hiç böyle şeyler yoktu. Güzel güzel kebaplarımızı yiyorduk. Biraz göbeğimiz oluyordu. 'Türk kası' diyor geçiyorduk. Ama şimdi öyle değil. Kilo ve boyunuza bakılıyor ortaya bir endeks çıkıyor. 30'un üzerindeyse obez, 35-39 arası ciddi obez, 40'tan sonra ise hastalık yapıcı obezden bahsediyoruz. Bu doğrudur. Obezite estetik bir problem değildir. Obezite son derece ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Sadece etkileri ve yan etkileri değil, artış hızı da göz önüne alındığında tedavi edilmesi gerekli olan son derece önemli bir halk sağlığı problemidir" dedi.
Şişmanlığın bir hastalık ve tedavisi edilmesi gerektiğini ifade eden Prof.Dr. Gürkan, obezitenin güçlü bir ölüm faktörü olduğunu kaydetti. Dünyada 300 milyondan fazla kişinin obezite ilemücadele ettiğini ve bu sayının 2030'lu yıllarda 500 milyona çıkacağını öngören Prof. Dr. Gürkan, teknoloji, şehir yaşamı ve hareketliliğin azalmasıyla birlikte obezitenin yükseldiğini kaydetti.
"OBEZ İNSANLARIN ÖMRÜ normal İNSANLARA GÖRE 10 YIL KISADIR"
İnsanlar kanser olduğu zaman hekime koştuklarını ama obezite oldukları zaman hekime danışmadıklarını ifade eden Prof. Dr. Gürkan, şunları söyledi:
"Obezite olan kişilerin ömrü normal insanlara göre ömrü 10 yıl kısadır. Bugün obezite ve sağlık problemlerimi insanların harcadığı para 2 trilyon dolar olduğunu biliyoruz. Morbid obezite hastalarının diyet spor yaşam değişimi ortadan kaldırılırsa bile en iyi kilo verme oranı yüzde 10'lar seviyesindedir. Yani yüzde 90'ı kilo veremiyor. Bu kişilerin mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Bunu da cerrahi olarak yapıyoruz. Obezite nedeniyle, diyabet, yüksek tansiyon, eklem ağrısı, uyku apnesi, reflü, psikiyatrik bozukluk, kolesterol rahatsızlıklarına yakalanıyorsunuz. Son zamanlarda obezite ile kanserle yakından ilişkili."
OBEZİTEDE CERRAHİ İLE BAŞLAMA YANLIŞI
Obezitede ilk tedavinin cerrahi olmadığının işaret eden Prof. Dr. Gürkan, "Obezitede cerrahiden başlama gibi bir yanlış var. Hastane olarak biz buna karşıyız. İlk önce hastayı endokrinoloji uzmanı, diyetisyen eşliğinde kilo kontrol merkezimizde kontrolden geçen bir kişiyi Ameliyat ediyoruz. Cerrahi asla obezitenin birinci basmak tedavisi değildir. Mide küçültme ameliyatları vücut kitle endeksi yüzde 40'ın üzerinde olan ve obezitenin yan etkilerine maruz kalan hastalar cerrahi yöntemi uyguluyoruz" ifadelerini kullandı.
"TÜP MİDE AMELİYATI MUTLAKA KAPALI YÖNTEMLE YAPILMALIDIR"
Türkiye'de en yaygın olarak tüp mide ameliyatının yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Gürkan, "Bu ameliyatı laparoskopik yöntemle yapıyoruz. Tüp mide ameliyatları mutlaka kapalı yöntemle yapılmalıdır. Tüp mide ameliyatlarının ardından bazı sıkıntılar yaşanabilir. Obezite problemdir. İnsanların ölüm riskini arttırır. Cerrahi asla birinci basamak tedavi değildir. Hastaların yüzdesi düşükte olsa onları diyete yönlendirmekle görevliyiz. İyi kliniklerde modern cerrahilerde operasyonun ardından sıkıntılar binde bir yaşanabilir" diye konuştu. Prof. Dr. Gürkan tüp mide ameliyatının 16 ile 65 yaş arasında yapıldığını aktaran Prof.Dr. Gürkan, obeziteyi önlemenin en önemli basamak olduğunu isöyledi. Prof.Dr. Gürkan, "Türkiye'de kadınlarda obezite yüzde 40, erkeklerde yüzde 25'lerde olduğunu biliyoruz. Ve bu sayı artıyor" dedi. Hastaları biz psikiyatristin onayı olmadan ameliyat yapmadıklarını belirten Prof.Dr. Gürkan, "Operasyonun ardından kalori alımını sınırlamazsanız mideniz genişleyecektir. Eski alışkanlığınıza devam ederse 2 yıl içinde genişleme oluyor ve eski kilosunu geçiyor. Kişi 'ben ameliyat olurum, ardından ne olursa yerim' bu yanlış bir kanı. Burada hastanın motive olması önemlidir" ifadelerini kullandı. Prof.Dr. Gürkan tüp mide ameliyatının 12 bin liralık bir maliyeti olduğunu da sözlerine ekledi.
Prof.Dr. Gürkan, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre Marmara ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sıkıntının olduğunu Akdeniz Bölgesi'nin ise biraz daha sağlıklı olduğunu ifade etti.
Kanser ameliyatlarında laporaskopik yöntemin uygulandığını kaydeden Prof.Dr. Gürkan, "Yemek borusu kanserlerinde yoğun bakım desteğinden dolayı ağır hastaları ameliyat yapabiliyoruz. Laporaskopi ile ameliyatın ardından hasta ikinci Gün Kemoterapiye başlanabiliyor. Mide kanserinde en etkin tedavi cerrahidir. Miden kanserindeki bütün tümörleri temizliyoruz. Sindirim sitemindeki en yaygın kanser kolon kanseridir. Akıllı ilaç ve etkin tedavi ile 15 yıl sonra kolon kanserine ameliyat yapmayı gerektirmeyecek. Kolon kanserini artık yüzde 90 seviyelerinde laparoskopi ile yapıyoruz. Karaciğere atlamış tümörlere eş zamanlı müdahale ediyoruz. Tüm kanserler içinde en kötü seyirlisi pankreas kanserdir. 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 5 seviyelerindedir. Troid kanseri cerrahisinde girişimsel radyoloji ile kitle çok kolay bulunuyor. Dünyada her 9 kadından biri meme kanseri riski altındadır" diye konuştu.(İHA)

KALP KRIZINDE BILINCLI ILK MUDAHALE KALP KRIZI YAKINMASIYLA HASTANEYE BASVURAN BINLERCE KISI HAYATINI KAYBEDERKEN, BU SAYIDAN COK DAHA FAZLASININ DAHA HASTANEYE ULASAMADAN UYGUN ILK MUDAHALE ILE TEDAVI EDILMEDIGI ICIN HAYATINI ...
Kalp krizi yakınmasıyla hastaneye başvuran binlerce kişi hayatını kaybederken, bu sayıdan çok daha fazlasının daha hastaneye ulaşamadan uygun ilk müdahale ile tedavi edilmediği için hayatını kaybettiği bildirildi.
Özel Medline Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç.Dr. Halil Tolga Koçum, hastaneye ulaşamadan kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren hastaların büyük çoğunun kriz esnasında gelişen ani ritim bozukluklarına bağlı kalp durmasının ölümün esas sebebi olduğuna dikkat çekerek, "Bu hastaların önemli bir bölümü, eğer uygun eğitimi almış kişilerce ilk müdahale şansı bulsalardı hayatta kalabilirlerdi" dedi.
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Doç.Dr. Halil Tolga Koçum, kalp damarlarının aniden tıkanması durumuna bağlı olarak ortaya çıkan kalp krizi durumunda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtilerin ortaya çıkmasını takiben en önemli konunun, en hızlı şekilde donanımlı ve 24 Saat Acil KoronerAnjiyografi yapılabilen bir merkeze başvurmak olduğunu belirtti. Doç. Dr. koçum, hastanın bu süreçte bilinci kapanır ve baygın halde düşerse, yapılacak bilinçli ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını belirterek "Bu esnada Basic Life Support (BLS) Temel Yaşam Desteği eğitimi almış bir kişi yakınlardaysa bu, hasta için en büyük şanstır" diye konuştu.
İLK MÜDAHALEYİ AED CİHAZLARI YAPIYOR
Teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde artık pek çok gelişmiş ülkede ve giderek de ülkemizde yaygınlaşmakta olan Otomatik External Defibrilatör (AED) cihazları sayesinde artık doktorolmayanların da gerekli durumlarda hastaya yaşama döndürücü elektroşok tedavisini uygulayabildiğini anlatan Doç. Dr. Koçum, "Bu cihazlar gerçekten -akıllı cihaz- özelliği taşıyor, hastaya basitçe bağlandıktan sonra ritm bozukluğunu tespit ederek gerekirse elektroşoku otomatik olarak uyguluyor ve hastayı hayata döndürüyor" dedi. Doç.Dr. Koçum, bu cihazların ancak gerekli eğitimi aldıktan sonra kullanılabileceğinin de altını çizdi.
"GÖĞÜS AĞRISI ASLA İHMAL EDİLMEMELİ"
Kardiyoloji Uzmanı Doç.Dr. Halil Tolga Koçum, ilerleyen yaş, Hipertansiyon, şeker hastalığı gibi risklerin varlığında kalp hastalığı görülme riskinin arttığını belirtti. Kalp krizi belirtisi olabilecek göğüs ağrısı olan hastaların mutlaka zaman kaybetmeden en yakın donanımlı Sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneren Dr. Koçum, şunları kaydetti:
"Göğüs ağrısı esnasında çekilecek bir EKG 'elektro', bazı kan tetkikleri ve fizik muayene ile acil bir kalp hastalığı diğer durumlardan ayırt edilebilir. Eğer göğüs ağrısı hastaneye ulaşıncaya kadar geçmişse yapılan muayenede ve çekilen elektro da herhangi bir Anormal bulgu yok ise kalp hastalığının ileri değerlendirilmesi için daha sonra bir kardiyoloji hekimine başvurmak uygun olur. Esasen hiçbir yakınması olmayan bir kişinin bile yılda bir kez genel sağlık kontrolünü yaptırması gerekiyor."(İHA)

Kalp Krizini Önleme

KALP KRIZINDE BILINCLI ILK MUDAHALE KALP KRIZI YAKINMASIYLA HASTANEYE BASVURAN BINLERCE KISI HAYATINI KAYBEDERKEN, BU SAYIDAN COK DAHA FAZLASININ DAHA HASTANEYE ULASAMADAN UYGUN ILK MUDAHALE ILE TEDAVI EDILMEDIGI ICIN HAYATINI ...
Kalp krizi yakınmasıyla hastaneye başvuran binlerce kişi hayatını kaybederken, bu sayıdan çok daha fazlasının daha hastaneye ulaşamadan uygun ilk müdahale ile tedavi edilmediği için hayatını kaybettiği bildirildi.
Özel Medline Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç.Dr. Halil Tolga Koçum, hastaneye ulaşamadan kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren hastaların büyük çoğunun kriz esnasında gelişen ani ritim bozukluklarına bağlı kalp durmasının ölümün esas sebebi olduğuna dikkat çekerek, "Bu hastaların önemli bir bölümü, eğer uygun eğitimi almış kişilerce ilk müdahale şansı bulsalardı hayatta kalabilirlerdi" dedi.
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Doç.Dr. Halil Tolga Koçum, kalp damarlarının aniden tıkanması durumuna bağlı olarak ortaya çıkan kalp krizi durumunda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtilerin ortaya çıkmasını takiben en önemli konunun, en hızlı şekilde donanımlı ve 24 Saat Acil KoronerAnjiyografi yapılabilen bir merkeze başvurmak olduğunu belirtti. Doç. Dr. koçum, hastanın bu süreçte bilinci kapanır ve baygın halde düşerse, yapılacak bilinçli ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını belirterek "Bu esnada Basic Life Support (BLS) Temel Yaşam Desteği eğitimi almış bir kişi yakınlardaysa bu, hasta için en büyük şanstır" diye konuştu.
İLK MÜDAHALEYİ AED CİHAZLARI YAPIYOR
Teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde artık pek çok gelişmiş ülkede ve giderek de ülkemizde yaygınlaşmakta olan Otomatik External Defibrilatör (AED) cihazları sayesinde artık doktorolmayanların da gerekli durumlarda hastaya yaşama döndürücü elektroşok tedavisini uygulayabildiğini anlatan Doç. Dr. Koçum, "Bu cihazlar gerçekten -akıllı cihaz- özelliği taşıyor, hastaya basitçe bağlandıktan sonra ritm bozukluğunu tespit ederek gerekirse elektroşoku otomatik olarak uyguluyor ve hastayı hayata döndürüyor" dedi. Doç.Dr. Koçum, bu cihazların ancak gerekli eğitimi aldıktan sonra kullanılabileceğinin de altını çizdi.
"GÖĞÜS AĞRISI ASLA İHMAL EDİLMEMELİ"
Kardiyoloji Uzmanı Doç.Dr. Halil Tolga Koçum, ilerleyen yaş, Hipertansiyon, şeker hastalığı gibi risklerin varlığında kalp hastalığı görülme riskinin arttığını belirtti. Kalp krizi belirtisi olabilecek göğüs ağrısı olan hastaların mutlaka zaman kaybetmeden en yakın donanımlı Sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneren Dr. Koçum, şunları kaydetti:
"Göğüs ağrısı esnasında çekilecek bir EKG 'elektro', bazı kan tetkikleri ve fizik muayene ile acil bir kalp hastalığı diğer durumlardan ayırt edilebilir. Eğer göğüs ağrısı hastaneye ulaşıncaya kadar geçmişse yapılan muayenede ve çekilen elektro da herhangi bir Anormal bulgu yok ise kalp hastalığının ileri değerlendirilmesi için daha sonra bir kardiyoloji hekimine başvurmak uygun olur. Esasen hiçbir yakınması olmayan bir kişinin bile yılda bir kez genel sağlık kontrolünü yaptırması gerekiyor."(İHA)

Galatasaray'ın yıldız futbolcusu Felipe Melo hakkında flaş bir açıklama geldi.
Liv Hospital'da ameliyat edilenBrezilyalı oyuncunun durumuna ilişkin doktor Hakan Oruçkaptan önemli ifadeler kullandı. Oruçkaptan, "Ameliyat başarılı geçti. Sol ayağında ciddi bir kuvvet kaybı vardı. Spinal kanalı ileri derecede dolduran yerde parçalar vardı. Durumu gayet iyi. Felipe Melo çok kuvvetli olduğu için 4 hafta içinde takımla çalışmasını öngörüyoruz. Belki erken döner o sürece bağlı. Melo'yu 4-6 hafta aralığında bir sürenin sonrasında fizyoterapistlere teslim ederiz. Her şey yolunda görünüyor. Aktif olarak sahalara dönmesi daha da uzun sürecek" diye konuştu.
Uzun bir çalışma dönemi
Doktorunun belirttiği üzere 4-6 arasında tedavi görecek olan Melo, daha sonra fizyoterapistlerle çalışmaya başlayacak. Brezilyalı yıldızın bel bölgesinde kasların güçlenmesinin ve kaybettiği kondisyonu kazanmasının yapacağı çalışmalara göre ekstra 4 haftayı bulması öngörülüyor.
Mayıs ayının ortasında
Melo'nun sonrasında takımla çalışmalara başlaması ve maç kondisyonu kazanmasının da birkaç haftayı bulabileceği ifade ediliyor. Bu şartlarda sambacının mayıs ayının ortalarında takıma dönebileceği ancak ligin son haftalarında forma giyme ihtimalinin çok düşük olduğu öngörülüyor.
Sarı-Kırmızılı kulübün yöneticisi Ali Dürüst, "Melo'nun en büyük üzüntüsü arkadaşlarını yalnız bırakması. Melo teknik olarak değil kalben de bağlı bir oyuncu. Esas olan sağlık" ifadesini kullandı.
Asbaşkan Abdurrahim Albayrak ise "Sivas'a gittiğimizde Melo ayağıma hükmediyorum, oynatamıyorum dedi. Buna rağmen Sivas'a geldi, hatta çay dağıttı takıma. Melo iyi bir ameliyat geçirdi, inşallah en kısa sürede dönecek. Benden çikolata istedi, espiri bile yaptık birbirimize. Benim hem bel, hem de boyun fıtığım vardı. Ameliyat olmuştum tüm masraflarını Elmander'e karşılatmıştım. Melo birden bire narkozun etkisiyle nerede olduğunu falan şaşırdı. Ama sakat sakat oynayarak ciddi fedakarlık yapmış. Bizim 1 maç 2 maç 5 maçımız yok. Gelecek yıllar da önemlidir. Futbolcumuzun sağlığı her şeyden, kupalardan önemlidir" dedi.

Felipe Melo Sezonu Kapattı

Galatasaray'ın yıldız futbolcusu Felipe Melo hakkında flaş bir açıklama geldi.
Liv Hospital'da ameliyat edilenBrezilyalı oyuncunun durumuna ilişkin doktor Hakan Oruçkaptan önemli ifadeler kullandı. Oruçkaptan, "Ameliyat başarılı geçti. Sol ayağında ciddi bir kuvvet kaybı vardı. Spinal kanalı ileri derecede dolduran yerde parçalar vardı. Durumu gayet iyi. Felipe Melo çok kuvvetli olduğu için 4 hafta içinde takımla çalışmasını öngörüyoruz. Belki erken döner o sürece bağlı. Melo'yu 4-6 hafta aralığında bir sürenin sonrasında fizyoterapistlere teslim ederiz. Her şey yolunda görünüyor. Aktif olarak sahalara dönmesi daha da uzun sürecek" diye konuştu.
Uzun bir çalışma dönemi
Doktorunun belirttiği üzere 4-6 arasında tedavi görecek olan Melo, daha sonra fizyoterapistlerle çalışmaya başlayacak. Brezilyalı yıldızın bel bölgesinde kasların güçlenmesinin ve kaybettiği kondisyonu kazanmasının yapacağı çalışmalara göre ekstra 4 haftayı bulması öngörülüyor.
Mayıs ayının ortasında
Melo'nun sonrasında takımla çalışmalara başlaması ve maç kondisyonu kazanmasının da birkaç haftayı bulabileceği ifade ediliyor. Bu şartlarda sambacının mayıs ayının ortalarında takıma dönebileceği ancak ligin son haftalarında forma giyme ihtimalinin çok düşük olduğu öngörülüyor.
Sarı-Kırmızılı kulübün yöneticisi Ali Dürüst, "Melo'nun en büyük üzüntüsü arkadaşlarını yalnız bırakması. Melo teknik olarak değil kalben de bağlı bir oyuncu. Esas olan sağlık" ifadesini kullandı.
Asbaşkan Abdurrahim Albayrak ise "Sivas'a gittiğimizde Melo ayağıma hükmediyorum, oynatamıyorum dedi. Buna rağmen Sivas'a geldi, hatta çay dağıttı takıma. Melo iyi bir ameliyat geçirdi, inşallah en kısa sürede dönecek. Benden çikolata istedi, espiri bile yaptık birbirimize. Benim hem bel, hem de boyun fıtığım vardı. Ameliyat olmuştum tüm masraflarını Elmander'e karşılatmıştım. Melo birden bire narkozun etkisiyle nerede olduğunu falan şaşırdı. Ama sakat sakat oynayarak ciddi fedakarlık yapmış. Bizim 1 maç 2 maç 5 maçımız yok. Gelecek yıllar da önemlidir. Futbolcumuzun sağlığı her şeyden, kupalardan önemlidir" dedi.


Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat, Fenerbahçe karşısında aldıkları 1-0'lık yenilginin ardından çok ilginç bir açıklamada bulundu.
Yarsuvat, stat çıkışında muhabirlerin "Neler söylemek istersiniz?" sorusuna "Gelenek bozulmadı" şeklinde bir cevap verdi. Yarsuvat'ın verdiği cevap, sarı-kırmızılı taraftarların çok büyük tepkisine neden oldu.

HAMZAOĞLU'NA SORULDU

Duygun Yarsuvat'ın "Gelenek devam ediyor" sözleri Hamza Hamzaoğlu'na basın toplantısında soruldu. Hamzaoğlu, "Üzgünüz, başkan da üzgündür tabii ki. Hayat devam ediyor, puan olarak öndeyiz ve bundan sonra da tüm maçlarımıza kazanmak için çıkacağız" ifadelerini kullandı.

Galatasaray Başkanı Yarsuvat'ın derbi yorumu


Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat, Fenerbahçe karşısında aldıkları 1-0'lık yenilginin ardından çok ilginç bir açıklamada bulundu.
Yarsuvat, stat çıkışında muhabirlerin "Neler söylemek istersiniz?" sorusuna "Gelenek bozulmadı" şeklinde bir cevap verdi. Yarsuvat'ın verdiği cevap, sarı-kırmızılı taraftarların çok büyük tepkisine neden oldu.

HAMZAOĞLU'NA SORULDU

Duygun Yarsuvat'ın "Gelenek devam ediyor" sözleri Hamza Hamzaoğlu'na basın toplantısında soruldu. Hamzaoğlu, "Üzgünüz, başkan da üzgündür tabii ki. Hayat devam ediyor, puan olarak öndeyiz ve bundan sonra da tüm maçlarımıza kazanmak için çıkacağız" ifadelerini kullandı.

Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu yarışmalarından olan ve ATV izleyicileri tarafından ilgiyle takip edilen Kim Milyoner Olmak İster?

125.000 TL değerindeki 10. soru

Kızıl Hac, hangi şarkının ritminin kalp masajı ritmine eş değer olduğunu ve bunu hatırlamanın masajın doğru yapılmasını kolaylaştıracağını açıklamıştır?

a) Love Me Do-The Beatles
b) Stayin' Alive-Bee Gees
c) The Wall-Pink Floyd
d) Eye of the Tiger-Survivor

 Müthiş Kariyerini Anlattı Ama 2. Soruda Elendi!

1 Milyonluk Soruya Hiç Bu Kadar Yaklaşılmamıştı!

Seyirciye Sorulacak En Son Soru!

Joker Kullandı Ama Öyle Bir Şeyi Unuttu Ki!

Kenan Işık'tan Güzel Yarışmacıya Kıyak

Yarışmacıyı Zora Sokan Soru

Kenan Işık'tan Google İsyanı 


 Kim Milyoner Olmak İster Oyunu Oyna

Seyirciye Sorulacak En Son Soru!

Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu yarışmalarından olan ve ATV izleyicileri tarafından ilgiyle takip edilen Kim Milyoner Olmak İster?

125.000 TL değerindeki 10. soru

Kızıl Hac, hangi şarkının ritminin kalp masajı ritmine eş değer olduğunu ve bunu hatırlamanın masajın doğru yapılmasını kolaylaştıracağını açıklamıştır?

a) Love Me Do-The Beatles
b) Stayin' Alive-Bee Gees
c) The Wall-Pink Floyd
d) Eye of the Tiger-Survivor

 Müthiş Kariyerini Anlattı Ama 2. Soruda Elendi!

1 Milyonluk Soruya Hiç Bu Kadar Yaklaşılmamıştı!

Seyirciye Sorulacak En Son Soru!

Joker Kullandı Ama Öyle Bir Şeyi Unuttu Ki!

Kenan Işık'tan Güzel Yarışmacıya Kıyak

Yarışmacıyı Zora Sokan Soru

Kenan Işık'tan Google İsyanı 


 Kim Milyoner Olmak İster Oyunu Oyna